blog

16 Kasım 2019 Cumartesi

GİZEM ÇEŞMECİ, BASE

Derya Yücel küratörlüğünde düzenlenen BASE İstanbul, Akaretler Sıraselviler de kapılarını 3. Defa sanatseverlere açtı. Birçok farklı şehir ve üniversiteden, farklı disiplinleri bir araya getiren BASE İstanbul’da bu sene FAP Sanatçısı Gizem Çeşmeci de var.

Gizem ile bir araya gelip sanat pratiği hakkında birkaç soruluk kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.

Öncelikle tebrik ederim, seni Base de görmek cok güzel.

Çok teşekkür ederim.

Üretiminde genellikle büyük mekanları konu alıyorsun. Bu mekanlar renkli olduğu kadar terkedilmiş ve yalnız da görünüyor. Bir melankoliklik hakim. Esinlendiğin bir konu var mı ? Ya da neden mekanlar ?

G.Ç: Kentler  teknolojik gelişmelerin cazibesi içindeyken , dünyayı hakimiyeti altına alan metropol imgesi bireyi kent içine hapsederek yalnızlaştırmış ve melankolikleştirmiştir. Bende bu melankolik ve ruhsuz atmosferi atıl durumda kalan eski fabrikalarla ifade ediyorum.

– Mekanlar birbirine benziyor ve Pembe bulutlar hemen hemen tüm işler de  kullanılmış. Metaforik anlamda pembe bulutların olmasını nasıl değerlendiriyorsun  ?

G.Ç: Modern kentlerin ve tüketim kültürünün yaratmış olduğu tek tipleşen insanı bulutlardan oluşan bir metaforla ifade ediyorum. Modern yaşam içerisinde farklı bireyler olmalarına rağmen hayal dünyalarında bile tek tipleşen insanı bulut formunun tekrar eden yapısıyla ön plana çıkarmayı amaçlıyorum.

-Base senin için nasıl bir tecrübe oldu ?

G.Ç: Genç bir sanatçı olarak görünürlüğün ve ulaşılabilirliğin olduğu  bir sanat ortamında sanatsal yaklaşımımı ve benim için önemli olan şeyleri ifade edebilme fırsatı yakaladığım için kendimi şanslı hissediyorum.

 – Nisan’da Ferda Art Platform da ilk solo sergini gerçekleştireceksin. FAP ile yolun nasıl kesişti ve sergi hazırlığı sürecin nasıl ilerliyor? Kent ve mekan kavramlarını yeni işlerinde de görecek miyiz ?

FAP ile yolum sevgili Seydi Murat Koç sayesinde kesişti. Yeni kurulacak bir galerinin sanat danışmanı olduğunu ve benimle de bir sergi yapmak istediklerini söyledi.  Daha sonra galerinin kurucusu Ferda Dedeoğlu ile tanıştım ve kişisel sergim için takvimi belirledik. Sergi hazırlığı sürecim oldukça yoğun ilerliyor. İlk kişisel sergim olacağı için oldukça heyecanlıyım, çalışmalarımda ele aldığım konu yine kent ve kentleşmenin topluma olan yansıması ile ilgili olacak – bu konu kendi sorunlarımı da iredelediğim bir konu aslında – fakat farklı malzemeleri bir araya getirmeyi amaçladığım bir süreçte diyebilirim.

Bu keyifli sohbet ve yanıtlar için sevgili Gizem Çeşmeci ye teşekkür ederiz.